Güzelik ve Cilt Bakımı
Makyaj
Makyajda renkli, pırıltılı farlar, uzun kirpikler, pırıltılı bir cilt, doğal belirgin kaşlar, dudaklarda ise renkli parlatıcılar var. Vazgeçilmez renkler arasında mor, turuncu, mavi, pembe renkleriyle dudaklarınız ve gözleriniz rengarenk olacak.
Manikür & Pedikür
Salonumuzda manikür ve pedikürün yanı sıra parafin bakımı da uygulanmaktadır. El ve ayak bakımı tamamen profesyonel kişiler tarafından hijyenik olarak uygulanır. Parafinin uygulanmasında yapılan işlemler sırasındaki peeling, ölü derinin atılmasını, steril sprey açılan gözeneklerin mikrop kapmasını önler, kolejen krem yumuşatır ve parafinin daha iyi nüfuz etmesini sağlar. Parafin, tırnakları güçlendirir, cildi yumuşatır, leke oluşumunu önler, kırışık oluşumunu azaltır, ayak topuklarındaki çatlak ve sertliklerin oluşmasını önler. Tırnaklarda havasızlıktan oluşan renk değişimini önler, hoş kokusu ve yumuşaklığı ile rahatlık sağlar.
Ağda
Aromalı ağda yağ ile çözülür, dolayısıyla duş gerektirmez. Şekerli olmadığı için kıl köklerini beslemez. Doğru uygulama ile zamanla azalmalarına sebep olur, oluşmuş batıkları zaman içerisinde yok eder. Ağda çözücü yağ ile cilt temizlenir ve yağ fazlası cildin üzerinden selpak ile alınır.
Ve Diğer Bakım Hizmetlerimiz...
*CİLT BAKIMI: Cilt bakımı,profesyonel bakım ürünleri ve cihazlarıyla cilde uygun olan temizleme, nemlendirme, besleme ve yenileme işlemlerinin uygulanmasıdır. Gerekli aralıklarla uzmanalar tarafından yapılacak bakımlar sayesinde, sağlıklı, parlak ve dış etkenlere karşı koruyucu bir cilde kavuşabilirsiniz.
Cildinize zarar vermeyen... Estetikten ödün vermeyen makyaj...
*EPİLASYON:Epilasyon vucudun her bölgesindeki tüyleri cilde zarar vermeden yok eden kalıcı bir yöntemdir.Hiç bir zaman vucudumuzdaki tüyleri almak zorunda olmadığımız ,ipek gibi pürüzsüz,yumuşak,kıl batmalarından arınmış bir cildi hayal edin. istenmeyen kıllar sadece kadınların değil erkeklerinde sorunu.
ÖNCE KIL ÇEŞİTLERİNİ TANIYALIM
*Lanuga kıl: Doğumla birlikte varolan kıllardır. Doğumdan kısa süre sonra dökülürler.
*Velüs kıl: Rengleri koyu değildir. Yumuşak ve incedirler.İki santimden fazla uzamazlar ve kökleri yüzeye çok yakındır.
*Terminal kıl: Vucudun belli bölgelerinde çıkarlar. Rengleri ve yapıları diğer kıllara göre çok farklıdır. Uzun, kalın ve koyu renglidirler.Vucuttaki terminal kıllar da üç guruba ayrılır:
-Aseksüel kıllar: Doğumda varolan kaş, kirpik,yüz kılları,kollar bacaklardaki genetik kıllardır.
-Ambiseksüel kıllar: Ergenlikte ortaya çıkan karın,diz altı,kol kıllarıdır.Ergenliğin başlaması ile kollarve bacaklardaki kıllar değişir. Yoğunlukları ve kalınlıkları cinsiyete göre farklılık gösterir.
-Seksüel kıllar: Yüz ve sırt bölgesinde cıkan kıllardır. Androjen hormonuna bağlı olarak yoğunlaşır. Bazen hormon bozukluğu olan kişilerde de beklenmedik zamanlarda ve cisiyete göre yoğunlaşmayaçak yerlerde kılların çoğaldığı gözlenir.
KILIN BÜYÜME DÖNEMLER
Epilasyondan alınacak sonucu etkileyen faktörlerden en önemlisi kılın büyüme dönemleri ile ilgili. Kılın büyüme dönemleri üç evrede adlandırılıyor.
*Anajen dönemi: Kıl folekülünün oluşma ve yapılanmasındaki dönem olarak adlandırılır. Bu dönemde kılı besleyen hücreler çoğalır ve kıl oluşmaya başlar.Hüçreler kıl kökünü oluşturur. Anajen dönem, epilasyonda en iyi sonucun alındığı zamndır.
*Katajen dönemi: Anajen dönemi takip eden ve kılın yukarı doğru uzama evresine katajen dönemi denir. Kıl bu dönemin sonuna doğru papiladan uzaklaşmaya başlar.Altta yeni bir kıl oluşumu başladığından sonuç almak zorlaşır.
*Telojen dönemi: Katejen dönemi takip eden döneme telojen dönemi denir. Kılın son dönemir. Kıl papilasında yeni bir oluşum başlamıştır.Yeni oluşmaya başlayan kıl, oluşumunu tamamlamış kılı yukarı doğru iter ve kıl dökülür. Epilasyonda telojen dönemde sonuç almak imkansızdır.
Kıl keratinden oluşur, enzimlerle ve hormonlarla birleşerek sertleşir, kan damarları ile beslenir. Kılın bir de oluştuğu, büyüdüğü papilla denilen yeri vardır. Epilasyondaki amacımız papillayı yok etmektedir. Papilla yok olur ise orada bir daha kıl oluşumu gerçekleşmez.
Her şeyden önce epilasyon yaptırdığımız kişinin profesyonel bir uzman olmasına dikkat etmek gerekiyor. Epilasyonel makinesinin fazla akım ile çalışmaması gerekiyor. Fazla akım kullanıldığında kıl folekülünün yanı sıra cilt de zarar görür. Epilasyon sonrası yara olduğu düşüncesi aslında son derece yanlış bir kanı. Bunun nedeni epilasyon uygulanan bölgeye akımın fazla verilmesi sonucu cildin zarar görmesi, yani yanmasıdır.
AKLINIZDA BULUNSUN
İğnenin cilde girişini hissetmelisiniz. Eğer iğnenin cilde girdiğini hissediyorsanız, kıl folekülüne girilmiyor demektir. Bu da yanlış epilasyon yapıldığını gösterir. Epilasyonda hissettiğiniz şey sadece akımın cilde verilmesidir. Flash sistem makinelerde, yanlızca sinek ısırığı gibi bir acı duyarsınız..
CİLT TEMİZLİĞNİN PÜF NOKTALARI
İyi bir yüz temizliği, ciltteki yağın kirlenen kısmını ve fazlasını arındırmalı ancak tümünü silip süpürmemelidir.
Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.
CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN
Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.
KURU CİLTLERE KREM
Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak "temizleme sütü" adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır. Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.
MİKROFİBER KUMAŞLAR
Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.
TONİK TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ
Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir. Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.
GÖZENEKLERİ TEMİZLEYİN
Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz. Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.
Cildinize kivi tazeliği
Bilmem kivi sever misiniz? Bu tropikal meyve birkaç yıl öncesine kadar sadece bazı manavlarda satılıyordu. Artık pazarlarda, marketlerde rahatça bulunuyor.
Kivi çok özel bir meyve. Tüm meyvelerde olduğu gibi onun da içinde asitler ve birçoğundan fazla C vitamini var. Kivinin bir başka özelliği de sindiriminin çok kolay olması. Genelde yemekten hemen sonra meyve, mideyi şişirir ve yediklerimizin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu konuda istisna olan iki meyve vardır, biri çilek diğeri de bugün konumuz olan kivi. Asitler cildinizi yeniler: Meyve asitleri cildimizin yüzeyindeki ölü deri tabakasını hafifçe soyarlar. Yani "peeling" yaparlar. Böylece cildin rengi canlanır, yumuşar ve hafif lekeler, siyah noktalar azalır. Ölü deri atıldığı için cilt yenilenir, kolajen sentezi canlanır, içten dışa doğru dolgunluğu ve esnekliği artar. Meyve asitlerinde mikrop üremesi zordur. Tümünün anti bakteriyel özelliği vardır. Bu nedenle sivilcelere de çok iyi gelirler.
Vitaminler besler
C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır.
Kivi maskeleri
Sizin için hazırlanması en basit olan maskelerden birkaç örnek vereceğim. Esasında harika kivi kremleri de yapılabilir ama onlar biraz daha fazla malzeme ve özen isterler. Aşağıdaki yöntemleri ise kolayca uygulayabilirsiniz. Hangisini seçerseniz seçin, ardından yüzünüzü ılık ve soğuk suyla dönüşümlü olarak çalkalayıp, yumuşak bir havluyla ovalamadan kurulayın. Sonra nemlendiricinizi sürün.
Dilimlenmiş kivi halkaları
Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin.
Kivi suyu ile kompres
Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz.
Kivi suyu + kil
Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin. Bu maske özellikle yağlı ve sivilceli ciltler için çok yararlıdır.
Her cilt özeldir
Herkesin cildinin kendine has özellikleri vardır. Örneğin vitamin ve mineralleri emebilme kapasitesi aynı değildir. Kalın ve yağlı ciltlerde emilim daha zordur ve ölü tabakalar daha fazladır. Bu nedenle daha güçlü ürünlere ihtiyaç duyarlar. Kişinin yaşı da önemlidir. Zamanla cildin emme gücü azalır. Dolayısıyla ya daha güçlü ürünler seçmek ya da kullanma sıklığını artırmak gerekir.
Kalın ve yağlı cilt
Cildiniz kalın ve yağlı ise, kivi maskeleri sizin için idealdir. Cildinizdeki gözenekleri sıkıştırır ve yağlanmayı dengeler. Mümkünse olgunlaşmamış kivi kullanmaya çalışın. Haftada iki kere 15 dakikalık maske uygulayabilirsiniz. Eğer sivilceleriniz varsa, killi maskeyi tercih edin.
İnce ve kuru cilt
En hassas cilt tipidir. Şevkat ve bakıma ihtiyacı çoktur. Kivinin özellikle kabuk kısmındaki C vitamini bu tip ciltlerin yenilenmesine yardımcı olur. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. Cildin tahriş olmaması için maskeyi 5 dakikadan fazla tutmayın.
Normal cilt
Kivi maskesi bu tip ciltleri daha da berraklaştırır ve rengini açar. Maske için önereceğim sıklık ve süre, haftada 2 kez, 10 dakikadır.
Cilt tipinize göre korunun
Bazı insanlar kısa bir süre güneşlendikten sonra bronz bir tene kavuşurken, bazıları da birkaç dakika güneşin altında kaldıktan sonra kıpkırmızı bir tene sahip olurlar.
Bu nedenle güneşin cildiniz üzerindeki etkisini tespit edip buna göre bir korunma yöntemi seçmenizde yarar var.
1- Aşırı hassas ciltler
Beyaz bir ten, beyaz-sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar genelde bronzlaşamaz, güneşte kızarırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 5-10 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine koruma faktörü 35, vücutlarına da koruma faktörü 30 olan ürünleri sürmeli, güneşin en yoğun olduğu saatlerde (11.00 - 16.00) asla şapkasız ve güneş gözlüksüz dışarı çıkmamalılar.
2- Hassas ciltler
Açık renk ten, sarı veya kızıl saçlar, mavi veya yeşil gözler, ciltte çiller. Bu cilt tipine sahip olanlar, çabuk yanmalarına karşın çok zor bronzlaşırlar. İlk kez güneşe çıkarken, 10 - 20 dakikadan fazla kalmamalılar. Güneşlenirken yüzlerine ve vücutlarına koruma faktörü 20 - 30 olan ürünleri sürmeli, mutlaka suya dayanıklı ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 15 olan ürünleri kullanabilirler. Saat 11.00 - 15.00 arasında güneşe çıkmaktan kaçınmalılar.
3- Az hassas ciltler
Açık, pembemsi cilt, mavi veya yeşil gözler. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı başaramazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 15 - 25 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 10 olan ürünleri tercih etmeli ve saat 11.00 - 15.00 arasında gölgede veya şemsiye altında oturmalılar. Bronzlaşanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8 olan ürünleri de tercih edebilirler.
4- Normal ciltler
Buğday tenli, koyu sarı veya kumral saçlar, mavi, yeşil veya kahverengi gözler. Genelde çabuk bronzlaşır ve güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez güneşe çıkarken, 20 - 30 dakikadan fazla kalmamalılar. Bu cilt tipine sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 8, su sporları yaparken koruma faktörü 10 ve suya dayanıklı olan ürünleri tercih etmeliler. Hafif bronzlaşmış olanlar, koruma faktörü 6 olan ürünleri kullanabilirler.
5- Sorunsuz ciltler
Esmer ten, koyu kumral veya esmer saçlar, kahverengi gözler. Çabuk bronzlaşır ve güneş yanığı nedir bilmezler. Ama yine de güneşe ilk çıktıklarında 30 - 40 dakikadan fazla kalmamalılar. Sorunsuz bir cilde sahip olanlar, güneşlenirken koruma faktörü 6 olan ürünleri tercih edebilirler.
6- Alerjik ciltler
Cildin güneşe karşı alerjik olmasının nedeni; UVA ışınları ve serbest radikallerdir. Bu nedenle uzmanlar, güneşe karşı alerjik bir cilde sahip olanların, tatile çıkmadan üç hafta önce, haftada 2 - 3 kez solaryuma girmelerinde fayda olduğunu söylüyorlar. Alerjik olan ciltler, güneşlenirken koruma faktörü 20 - 25 olan ürünleri tercih etmeliler. Özellikle omuz, burun ve ayak tabanlarına bol miktarda koruyucu krem sürmeli ve her saat başı bunu tekrarlamalılar.
Bebek gibi bir yüz için
.İşte size bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları. Evde kolayca bulabileceğiniz malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu karışımları deneyerek farkı görebilirsiniz.
Yüz için nemlendirici maske
Malzemeler: Yumurta sarısı + süt
Hazırlanışı: Bir kapta yumurta sarısı ve bir kaşık sütü karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on beş dakika bekleyin. Ardından kağıt mendille silerek temizleyin. Daha sonra sırasıyla, ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın.
Ne işe yarıyor: Kuru ve nemsiz bir cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı cildinizi beslerken, süt nemlendirecek, yumuşaklık verecek ve sıkılaştıracak.
Ne zaman kullanmalı: Bu maskeyi haftada bir kez uygulamak yeterli.
Siyah noktaların sonu geliyor
Malzemeler: Limon suyu + yoğurt
Hazırlanışı: Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu karışımı, gözlerinize gelmemesine dikkat ederek yüzünüze yayın ve 15 dakika bekleyin. Yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın.
Ne işe yarıyor: Limon suyu cildi dezenfekte eder, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir ve yağ miktarını dengeler.
Ne zaman kullanmalı: Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.
Sivilceler için karnıbahar
Malzemeler: Karnıbahar + Zeytinyağı
Hazırlanışı: Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve yüzünü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Karnıbahar yapraklarının temizleyici fonksiyonu vardır.
Ne zaman kullanılmalı: Haftada bir ya da iki kez.
Kırışıklara karşı maske
Malzemeler: Kaymak + Elma
Hazırlanışı: Bu maskeyi hazırlamak için soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç dakika karıştırmanız yeterli. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle yüzünüzü kapatın. Yaklaşık on dakika bekledikten sonra maskeyi silin ve yüzünüzü ılık suyla temizleyin.
Ne işe yarıyor: Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet kazandırır. Kırışıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri kalması için önemli etken.
Ne zaman kullanmalı: Haftada bir kez.
Yağlı ciltler için
Malzemeler: Bal + süt + limon suyu
Hazırlanışı: Bir fincan içinde bir kaşık balı, bir kaşık limon suyunu ve kıvamın koyuluğunu bozmayacak miktarda sütü karıştırın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza yayın ve hafifçe kuruyana kadar bekleyin. Maskeyi nemli bir sünger yardımıyla silerek temizleyin.
Ne işe yarıyor: Bal cildi yumuşatır ve limon suyunda bulunan aktif maddelerin daha iyi emilmesini sağlar. Bu maddeler de cildin yağ salgısını dengeler, fazla yağ salgısı sonucu oluşabilecek sivilceleri önler.
Ne zaman kullanılmalı: İhtiyaca göre 10 - 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.
Manava uğrayın!
Sağlıklı bir yaşam için tüketilmesi ve sofralardan eksik edilmemesi gereken sebze ve meyvelerden yapılan cilt maskelerinin ciltleri koruduğu belirtildi.Güzellik uzmanları, sebze ve meyve karışımlarından oluşturdukları cilt maskelerinin cildi yenilediğini ve cilde hayat verdiğini ifade ediyor. İşte uzmanlardan birkaç maske tarifi:
Ballı maske: Civan perçemi çiçeği, saf suda 10 dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılır. Hazırlanan karışıma soğuk civan perçemi suyu ilave edilir. Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu eklenir. Bu maske yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesini sağlar, bir hafta boyunca uygulanmalıdır. Yüzde bir saat kalması gereklidir.
Parlaklığın sırrı bezelye maskesi: İki su bardağı taze bezelye ezildikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırılır. Yumurta akı ve yarım fincan ay çiçek yağı ilave edilir. Bir miktar un konularak maske kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlar, gece yatmadan uygulanmalıdır. Sabah cilt temizlenir.
Kuru ciltlere çilek maskesi: Bir avuç taze çilek ezilip, yulaf unu ile karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurt çırpılır, krem kıvamına getirilir. Kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Çilek maskesi özellikle göz altlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.
Patlıcan ve sarımsak lapası maskesi: Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır. Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir. Buna kaymak katılarak krem haline getirilir. Bu karışım iki ay boyunca her gün tekrarlanmalıdır. Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.
Salatalık maskesi: İki tutam çuha çiçeği kurutulur, dövülüp toz haline getirilir. Kabukları soyulmuş yarım salatalık, bir fincan pirinç unu, çuha çiçeği tozu ile birlikte 10 dakika ateşte pişirilir. Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir. Hazırlanan bulamaca yarım fincan elma suyu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir. Yüz ve boyuna uygulanan bu maske, cildin canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.
Sivilceler için iki avuç buğday: İki avuç buğday, iki bardak suda ezilir. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı konulur. Yüze sürülür ve kurumaya başlayınca yıkanır. Ardından gülsuyu sürülür. Kızıl lekelerin ve sivilcilerin giderilmesini sağlar. Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa uygulanır. Bu maske şampuan olarak da kullanılabilir, saçların parlamasını sağlar.
Boyun ve dekolte ele verir
Kadınlar geniş dekolteler giymeye bayılır. Belli bir yaştan sonra bacaklarını, kollarını beğenmeyip saklasalar bile, dekoltelerden hoşlanmaya devam ederler.Bir akrabam, tüm gençliği boyunca "boynum kalın" diyerek, ne kışın ne de yazın yakasız bluz giymemişti. Ancak yaşı ilerleyince rahatladı. Ona nedenini sorduğumda bana cevabı, "Boş vermişim dünyaya" oldu ve kahkahayı bastı. Aslında menopoz sıkıntıları, ateş basmaları, ani terleme nöbetlerinden sonra sıcağa tahammülü kalmamıştı ve nasıl göründüğü de, artık pek umurunda değil gibiydi... Bence dekoltesi kırışmamıştı ve açık yakalı giysiler boynunu daha düzgün gösteriyordu. O da bu durumun keyfini çıkarıyordu! İşin aslına bakacak olursak, boynumuz genelde çok çabuk kırışır. Hatta yüzümüzden önce bize ihanet eder. Boyun derisi yüz derisinden daha ince ve daha hassastır. Güneşten inanılmaz derecede etkilenir. Öte yandan yüzümüze oranla çok daha fazla baskı altındadır. Gün boyunca kıvrılır, katlanır, şekilden şekile girer. Gece uyurken bile aynı baskı devam eder.
Dik durmak önemli
Gün boyunca başımızı eğeriz. Her türlü işi yaparken; okurken, yazarken, düşünürken, bilgisayar başında boynumuz daima öne doğru eğilir. Sonunda kat kat kırışır ve yatkın olanların gıdıları da büyür. Masa başında, saatlerce başımız öne eğik olarak çalışmak hem kırışıklık, hem de kireçlenme açısından sakıncalıdır. Siz en iyisi başınızı daima dik tutun. Bunu sağlamak için sırt ve omuzlarınızı da dik tutmanız gerekir ki, bu bütün duruşunuzu ve vücut dilinizi olumlu yönde etkiler.
Yatış şekline dikkat
Yüksek yastıklar yüzümüzün ve boynumuzun kırışmasına hatırı sayılır katkıda bulunur. Size tavsiyem, yastıksız ve sırt üstü yatmanız. Uykuda durmadan sağa sola dönerseniz cildinizde yastık izleri kalır. Bu izler zaman içinde yer edip kırışıklık haline gelir. Saten bir yastık kullanırsanız izler azalır ama yine de zamanla basınçtan oluşan çizgiler oluşabilir. Vücudunuzun şeklini alan visco yastıklar hem yüzünüzü hem boynunuzu katlanmaktan korur. Sırtüstü uyumak için, seyahatlerde kullanılan ve boyuna takılan şişme yastıkları da kullanabilirsiniz. En azından bir havluyu kıvırarak boynunuzun altına koyabilirsiniz. Bu önlemler hem sağa sola dönmenizi azaltır, hem omurganızı dinlendirir hem de boyun, dekolte ve yüzünüzde kat yerleri oluşmasını önler.
Parfümler
Parfüm şişesini elimize aldığımızda ilk yaptığımız hemen boyun kenarlarına ve göğsümüze sıkmaktır. Oysa parfüm, güneşe karşı hassasiyetimizi ciddi ölçüde artırır. Özellikle yaz aylarında, boyun bölgesine parfüm sürmeyin. Boyun ve göğüsteki lekelerin çoğu parfümlerin eseridir. Geceleri parfüm sürdüğünüzde sabah duş almadan güneşe çıkmayın.
İnce uzun boyunlar daha şanslı
Boynumuzun doğal şekli kırışıklığın oluşumunda çok etkilidir. Kalın ve kısa boyunlarda çocukluktan itibaren, hafif yatay çizgiler oluşmaya başlar. Bu çizgiler giderek derinleşir. Hele çene küçükse boyunda şekil bozulmaları ve gıdı daha fazla dikkat çeker. İstenirse çene dolgu veya protezle büyütülüp kamufle edilebilir. Yuvarlak yüzlerin boynu genellikle kısadır. İnce, uzun boyunlar hareketten daha az etkilendikleri için daha geç kırışırlar ve bütün tedavilere daha iyi yanıt verirler.
Boyun gençleştirme
Boynumuzu gençleştirip güzelleştirmenin birçok yöntemi var. Ama her şeyden önce günlük bakım, yatış şekli ve güneşten koruma gelir. İhtiyaca göre birçok yöntemden yararlanılabilir. Estetik cerrahi, botox, dolgu teknikleri, ışık tedavisi (Foto IPL), Mikro Dermabrazyon, Karbossi Terapi, peeling çeşitleri gibi. Ancak bunların birçoğu için sonbaharı beklemek gerekiyor, bu konudaki ayrıntıları o zaman yazmak üzere erteliyorum. Botox veya dolguya ihtiyacınız varsa her mevsimde yararlanabilirsiniz. Masaj boyun için çok yararlıdır ve mevsimi olmayan etkili bir tedavidir. Masaja cilt pembeleşinceye kadar devam edilmeli, sonra maske veya kompres ile cildi dinlendirmeye geçebiliriz.
Boyun maskeleri
Yaz mevsiminde cildinizi tahriş etmeyecek, güneşe karşı hassasiyetinizi arttırmayacak bir boyun maskesi ile kompres önerebilirim...
* Patates maskesi: Pişmiş patatesi soyup ezdikten sonra bir yumurta sarısı, bir çay kaşığı bal, bir çay kaşığı zeytinyağı ekleyip bir lapa haline getirin. Bu karışımı bir sargı bezi veya tülbent içine koyup boynunuza sarın. Yüzünüz yuvarlak ise 20-30 dakika, ince ise 10-15 dakika kadar bekletin. Bu maskeyi haftada iki kere uygulayabilirsiniz.
* Dinlendirici kompres: Bir kabın yarısına soğuk süt koyup üzerini su ile doldurun. Yani yarısı süt yarısı su olan bir karışım hazırlayın. Sonra büyükçe bir pamuk parçası ile boynunuza birkaç kere kompres yapın. Ardından soğuk su ile yıkayın. Bu kompres anında etki eder. Boynunuz daha diri ve pürüzsüz görünür.
Cildinize doğru bakım yapıyor musunuz?
Vücut yağları, yağlı cilde neden iyi geliyor? Gece kremleri 30 yaşından sonra neden mutlaka kullanılması gereken bakımlar arasına giriyor? Tonik, cilt için bir gereklilik mi, yoksa lüks mü? İşte bu soruların yanıtları ve cilde dair tüm ayrıntılar...
Genel olarak bakıldığında, dünyanın en iyi kremi bile cilt temizliği sırasında işlediğimiz günahları affedecek kudrete sahip değil. Bu yüzden temizlik sırasında en önemli nokta hiçbir şeyi yanlış yapmamak. Hassas ve kuru ciltlerin ihtiyacı olan temizlik ürünü sadece sütler ve kremlerdir. Önemli olan ürünlerin bileşiminde nem tutan (örneğin aloe vera) etkili içeriklerin bulunmasıdır. Sütlü emülsiyonlar ve köpükler özellikle normal ve yağlıcilt tipleri için idealdir. Çok yağlı ciltler ise jel ya da köpük temizleyicileri tercih etmelidirler. Aynı kural karma ciltler için de geçerli. Sabun kesinlikle yüz ve boyun bölgesinin temizliği için kullanılmamalı. Cildin üst katmanını çok fazla yağlandırdıkları için cildin koruyucu katmanı da bu yüzden zarar görebilir.
Temizleme losyonları
Vazgeçilmez mi yoksa lüks mü?
Tüm cilt tiplerinde kesinlikle vazgeçilmez ürünler arasında yer almaktadır. Çünkü temizlik sırasında cildin pH değerlerinin dengesi bozulur. İşte temizleme tonikleri cildin bu dengesini yeniden sağlamasına yardımcı olur. Çok hassas ya da kuru bir cilde sahipseniz hamamelis, ıhlamur ya da arnika gibi yatıştırıcı içerikli ürünleri tercih edebilirsiniz. Kesinlikle alkollü tüz tonikleri kullanmayın. Tüm cilt tiplerinde çok keskin olumsuzlukları vardır. Yağlı ciltlere iyi bir alternatif de nemlendirici etkili okaliptüs ya da eğreltiotu ekstreli ürünler. Cildi aynı zamanda kirlerinde de arındırmaya bire bir.
Su ya da makyaj pamuğu
Temizleme sütünü yüzümüzden nasıl çıkaralım?
Ilık su aslında bir istisna dışında tüm ciltler için en iyi temizleme metodudur. Eğer çok kuru bir cilde sahipseniz o zaman yapmanız gereken temizleme ürünlerinin cilt yüzeyindeki fazlalıklarını makyaj pamuğu ya da ıslak mendille almak. Yağlı ciltler için ise duş sonrası kısa bir süreliğine soğuk suyu yüzlerine tutmak harika bir etki yaratıyor. Soğuk su gözeneklerin kapanmasını sağlıyor. Eğer kılcal damarlarınız cilt yüzeyine çok yakınsa cildinizi asla sıcak suyla yıkamayın. Sıcak gözenekleri açarak damarcıkların yırlıtmasına neden olabilir.
Cilt kremi seçiminde
Nelere dikkat etmeli?
Tüm cilt tipleri için en önemli şey; nemlendirme... Eğer cilt 20’li yaşlarda nemden yeterince nasibini almışsa kırışıklıkların oluşumu da daha geç ortaya çıkar. Yağlı ciltler için ideal olan yosun bileşenli günlük bakım kremleri kullanmak. Meyve asitli kremler ise kuru ciltlerde etkili. Bitkisel yağlardan oluşan sansiyel yağ asidi bileşenli kremler hassas ciltleri yatıştırıcı etkileriyle biliniyor. 30 yaşından itibaren cildin hücre yenileme sürecini uzatmak için gece bakım kremi kullanımına başlamak gerekiyor. Hafif, yağsız emülsiyonlar yağlı ve karma ciltlerde etkiliyken, kuru ciltlerin ihtiyacı zengin içerikli kremler olarak öne çıkıyor. Antiaging bakımı 40 yaş altı ciltler için adeta bir zehir. Bu ürünlerin erken kullanımı alerjik reaksiyonların ciltte ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.
Peeling...
Kimler için yararlı, kimler kendini uzak tutmalı?
Ölü hücreler cilt yüzeyini mat gösterir. Cilt yüzeyine kadar pürüzsüz ise ten de o kadarparlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır. Bu yüzden peeling ürünleri aşağı yukarı tüm cilt tiplerine uygun olarak geliştirilmiştir. Her cilt tipi için mükemmel bir öneri; beyaz pudradan oluşan ve suyla karıştırılarak elde edilen enzim peelinglerdir. Bu ürünlerin içinde kürecikler bulunmaz, enzimler tarafından taşınırlar. Dolayısıyla kuperoz eğilimli ciltlerde de rahatlıkla kullanılabilirler. Hassas ciltlere haftada bir kez peeling uygulanmalıdır. Diğer tüm cilt tiplerinin bu uygulamayı iki ya da üç kez yapması mümkündür. Peeling sadece akşamları cilt temizlendikten sonra yapılır. Sabahları yapıldığında makyajın lekeli görünmesi gibi bir riskle karşı karşıya kalmanız mümkündür. Peelingler çok kuru ciltler için pek uygun değildir. Bu cilt tipine sahipseniz peeling yerine cildinize temizleme maskesi uygulayabilirsiniz. Bu maskeler yağlı ciltler için de idealdir.
ÜRÜN MARKET
Mükemmel kapatıcı
Coverderm, suya dayanıklı yüz ve vücut fondötenleri, damar genişlemeleri, varisler, sedef, vitiligo, yanıklar, yara izleri, dövme, güneş lekeleri ve akne gibi tüm cilt sorunlarını mükemmel bir şekilde kapatıyor. 24 saat boyunca hatta yüzerken ve terliyken bile kapatıcılık görevini sürdüren ürün doğal bir görünüm sağlıyor.
Güzelliğiniz için...
Tırnak cilası, far, allık, fırçalı likit ruj, likit fondöten... Avon’un en geniş makyaj serisi olan’Avon Colour’ ile kadınlar bu sezon birer yıldız gibi parlayacak. Yumuşak ambalajları, yenilenen teknolojisi ve etkileyici renkleriyle Avon’un ultra modern yeni görünümü tam size göre.
Parfümünü yarat
Kişiliğinize ve değişen ruh halinize uygun parfümü henüz keşfedemediniz mi? Body Shop, yeni parfüm serisindeki 9 parfümü ister tek başına kullanabilir, ister yaratıcılığınızla 300 binden fazla farklı karışım arasından kendinize özel parfüm gardırobunuzu yaratabilirsiniz.
Cildinizin rengini bulun
Cilt tipi kadar cildin renginin de doğru bilinmesi gerekir. Öncelikle bilmeniz gereken cildin renginin pigment derecesine bağlı olduğudur.
Açık renk ciltler soluktan pembeye, bejden gül pembesine kadar değişir. Koyu cilt rengi ise buğdaydan esmere, açık kahverenginden siyaha kadar gider. Siyah aslında genel bir deyimdir ve beyazdakinden daha fazla tonu kapsar.
Cilt uzmanları cildin bir çok tonunun bulunduğunu, esmer ciltlerin 35 ton, beyaz ciltlerin ise 10 ayrı tonda dağılım gösterdiğini vurgulamaktadır. Cildin rengi, cildin yapısına ve niteliğine etki etmediği için cilt renklerine bağlı olarak farklı bakımların yapılmasına gerek yoktur. Yalnız açık renk ciltlilerin güneşten daha fazla etkilendiği için güneşe çıkarken daha çok korunmaları gerekir.
Soğuk havalarda kuruyan esmer ciltler, grimsi bir renk alırlar. Genel olarak cilt ne kadar koyu renkteyse cildin yaşlanması da o kadar geç olur. Güneş, açık renk ciltlerin en büyük düşmanıdır. Bu tip ciltler kolay kurudukları için çok çabuk yaşlanırlar. Oysa koyu renk ciltlerde dengeli dağılmış olan pigmentler güneş ışınlarını engelleyen bir filtre görevi yapar. Bu tür yağlı cildin üstü nemi içinde tutan bir koruyucu sayılabilir. Koyu renk ciltler güneşte daha da koyulaşır ve yanarlar. Üstelik bu yanma beyaz tendekiler gibi kötü bir etki yaratmaz ve hemen soyulmaz. Cilt uzmanlarına göre; esmer tenlilerde akne, cilt kanseri ihtimali de açık renklilere kıyasla daha azdır.
Cildin maske keşfi
Cilt, 30’lu yaşlara yaklaştıkça daha yoğun bir bakıma ihtiyaç duyuyor. Bu bakımı da ona cildin yapısına ve ihtiyaçlarına göre seçilmiş "maskeler" verebilir. Gençlik, kolajen ya da kil, acaba sizin maskeniz hangisi?
Cildiniz solgun mu görünüyor? Ya da kullandığınız ürünlerin çok etkili olmadığını mı düşünüyorsunuz? Bir de ince çizgiler var tabii. Ciltteki tüm bu sorunlardan kurtulmanın yolu, derin ve etkili bir temizlikten geçiyor. Vücudumuzu her türlü dış etkenlerden koruyan cildimiz için uzmanlar, onun ihtiyaçlarını karşılayan maskeler öneriyor. Cildin ihtiyaçlarına göre seçilen maskeler, haftada bir veya iki kez cildin durumuna göre uygulanıyor. Ancak maske uygulamadan önce iki soruyu cevaplamanız gerekiyor:
1- Hangi cilt tipine sahipsiniz?
2- Cildinizin ihtiyaçlarını biliyor musunuz?
Eğer bu sorulara net cevaplar veremiyorsanız, cilt bakımında ilk adımı doğru atmak ve uygulamanın sonucundan memnun kalmak için öncelikle bir uzmana danışın. Sonrasında, cildinizin ihtiyacı olan bakım ürünlerinden edinmelisiniz. 20’li yaşların başlarında, sadece nemlendiren bir ürünle hayat bulan cilt, 30’lu yaşlara yaklaştıkça daha yoğun bir bakıma ihtiyaç duymaya başlıyor. İşte bu noktada yardımınıza koşan maskeler, etkili bileşenleriyle cilt yüzeyinde kısa sürede gözle görülür sonuçlar yaratabiliyor.
"Kolajen" maskeleri:
Maskeleri, uzmanların yardımıyla cilt tipine ve ihtiyaçlarına göre seçmenin ve uygulamanın dışında, evde de hazırlayabilirsiniz. Bitkilerle hazırlanan maskeler, cildi temizleme ve rahatlatma özelliğine sahiptirler. Kil, derin temizlikte oldukça başarılı bir madde. Bal ise yaşlı ve yorgun ciltleri canlandırıyor. Kısacası, cildin bakım kalkanları maskeler, evde veya güzellik merkezlerinde sıkça kullanılıyor. Merkezlerde uygulanan yoğun maskeler, etkili bileşenleriyle profesyonel bakımın önemli bir parçası. Ecz. Gülnur Araman enstitülerde uygulanan maske bakımları hakkında şunları söylüyor: ‘Enstitüde uygulanan cilt bakımları yaklaşık 60-90 dakika sürüyor. 30 dakikasını maske uygulamaları için ayırıyoruz. Biz, merkezimizde derin temizlik yapan, nemlendiren ve yatıştırıcı maskeler kullanıyoruz. Son yıllarda sıkça başvurduğumuz özel uygulamalardan biri de cildin elastikiyet kaybına karşı kullanılan ‘kolajen’ maskeleri. Yaşlanma etkilerine savaş açan ‘kolajen’ bakımı, özellikle de orta yaşın üzerindeki kadınlarda daha yoğun uygulanıyor. Enstitülerde yapılan maske uygulamalarını evdekilerden ayıran en önemli fark ise öncesinde ve sonrasında bazı kozmetik ve profesyonel cihazlar yardımıyla desteklenmesi.
Sizin maskeniz hangisi?
M&G İstanbul Dermatoloji Enstitüsü’nden Ecz. Gülnur Araman, ‘Maskeler cildin ihtiyacına göre seçilmeli’ diyor;
Temizlik maskeleri: Ciltte 10 dakika kalıyor ve kolay temizleniyor.
Derin temizlik maskeleri: 10-15 dakika uygulanıyor. Peeling öncesi kullanılıyor.
Nem maskeleri: Ciltte 15-20 dakika kalıyor. Peeling etkisiyle aktif hale gelen cilt bu maskelerle rahatlıyor.
Gençlik maskeleri: Yaşlı ve yorgun ciltlere sıkılaştırıcı ve elastikiyet kazandıran maskeler en etkililerden biri.
Kalıcı bronzluk Avon’dan
Avon, bu yaz gelmeden bronzlaşmak isteyenler için bir alternatif sunuyor : ‘beBronze Self Tanning.’
Güneş olmadan da kalıcı ve kusursuz bir bronzluk mümkün.
Gün için üç renk
HR sezon makyajını yıldız ürünü Painter palette, 3 ana renk olan kırmızı, mavi ve sarı ile sunuyor. Gün içinde bulunacağınız ortama göre istediğiniz tonlarda farklı sonuçlar yaratabilirsiniz. İster ışıltılı bir makyajla parlarsınız, ister sofistike olursunuz.
Cildinizde bahar havası essin
Çevremizin yemyeşil bir görüntüye büründüğü, güneşin kendini bizden esirgemediği ılık bahar günleri ruhumuzu aydınlatırken, etkisini bazen cildimizde aynı güzellikte göstermiyor. Özellikle de hava kirliliği, stres, yanlış bakım kremleri gibi faktörler eklenince, durum vahim hale gelebiliyor.
Herkes kendini doğanın kucağına bırakıp baharın tadını çıkarırken, siz saklanacak bir yer arıyorsanız, yalnız değilsiniz. Kadın, erkek demeden birçok insan yılın bu aylarında ciddi cilt sorunlarından yakınıyor. Diğer mevsimlerde pek bir problem olmadığı halde, bazılarımızın Nisan başında cildi pul pul dökülüyor ve kızarıklıklar beliriyor. Bunun nedeni elbette sadece bahar değil. Mevsim değişikliği, UV ışınlarının veya dengesiz beslenmenin yol açtığı sıradan cilt sorunları ile birleştiğinde rahatsızlıklar da baş gösteriyor.
Hava kirliliği, stres ve klima
İster açık havada olalım ister kapalı mekanlarda, cildimiz bir kez hassaslaşmışsa tepki göstermeye başlar. Çeşitli gaz atıklarının yarattığı hava kirliliği dışarıda bizi tehdit ederken, çoğu işyerinde kullanılan klimalar da alerjik reaksiyonları artırır. Sigara dumanı ve hayatımızın kaçınılmaz bir parçası haline gelen stresi de hafife almamak gerekiyor. Cilt nem dengisini kaybediyor ve kırışıklıklara zemin hazırlanıyor. Kuruluktan şikayetçiyseniz, haftada bir kez peeling yapmak ve düzenli olarak uygun nemlendiriciler kullanmak sorunları büyük ölçüde çözer. Yağlı cilde sahip olanlar üç günde bir peeling yapıp yağ dengesini koruyan kremlere başvurabilir. Her iki durumda da önemli olan; cildi tahriş etmeyecek, antialerjik ürünler kullanmaktır.
Kızarıklıklar engellenebilir
Özellikle açık ten rengine sahip olanlar kızarıklıklar konusunda çok hassas. En çok yanak, alın, burun ve elmacık kemiklerinde görülen lekemsi renk değişiklikleri baharda polenlerin uçuşması ile artıyor. Ağır vakalar ya da daha önce bu tür sorunları olanların uzman bir doktora başvurması doğru olur. Daha hafif kızarıklık durumlarında önlem almak için cildinizi aşırı sıcak ve soğuktan mümkün olduğunca koruyun. Uzmanlar hamam, sauna, buhar banyosu veya buz küpleri ile yapılan kürlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor. Kafeinli ve çok sıcak içecekler de ağırlaştırıcı faktörler arasında. A, E vitaminleri, kolajen tarzı maddeler içeren bakım ürünlerinden de kaçınmaya çalışın. Bu ürünler kan dolaşımını hızlandırdığından, cildin tepkisini ağırlaştırırlar.
Kozmetik ürünlerine dikkat
Sürekli kullandığınız nemlendirici veya bakım kremi birden bire ters tepki veriyorsa endişelenmeyin. Öncelikle ürünü kullanmayı bırakın. Bir güzellik uzmanı veya doktora danışabilirsiniz. Bunun dışında kullanmakta olduğunuz nemlendirici veya kremin dermatolojik olarak test edilip edilmediğini ve hangi maddeleri içerdiğini kontrol edin. Hypoalerjik(aşırı hassas) ciltlere uygun ürünler kullanmaya çalışın.
Güneş lekeleri sizi üzmesin
Tıbben kesin nedeni bilinmeyen ve özellikle bahar ve yaz aylarında ortaya çıkan kahverengi lekeler, mağdurlarını her yıl üzer. Cerrahi bir müdahale ile cildin ilk katmanını soymanın dışında yüzde yüz sonuç getiren bir tedavisi yoktur. Ancak önceden önlem alınabiliyor. Her şeyden önce baharın ilk günlerinden itibaren yüksek koruma faktörlü güneş kremi sürmeyi ihmal etmeyin. Renk açıcı kremler ve leke gidericilerle sorunlu bölgelerin koyulaşmasını önleyebilirsiniz. Bu arada kış aylarında da güneş kremini kullanmaya devam etmekte yarar var.
Sivilceler ve akneler
Ergenlik çağını bir yetişkin olarak tekrar yaşamak çok sıkıcı. Ne yazık ki bazen hormonlarımız rayından çıktığından veya yediklerimiz ağır geldiğinden pürüzsüz yüzümüz sivilcelerle dolabiliyor. Tedavinin başlayabilmesi için teşhisin doğru yapılması gerekiyor. Bundan dolayı bir uzmana başvurmak en hızlı çözüm yoludur. Ayrıca kullandığınız toniğin az alkol ve aynı zamanda antiseptik içermesine dikkat edin. Lavanta, adaçayı, biberiye, A, E ve F vitamini içeren nemlendiriciler de yağ üretimini azaltır. Yağsız makyaj malzemelerini tercih edin. Tabii ki tüm bu önerilerin dışında doktorunuzun tavsiye ettiği tedavi ve ilaçları aksatmamaya çalışın.
Yüzünüzdeki Siyah Noktalardan Arının
Hepimizin ortak düşüdür, pürüzsüz bir cilt... Sabahları kalktığımızda, aynada güneşle yarışacak parlaklıkta bir cilt kim istemez ki! Peki size, pırıl pırıl bir cilde kavuşabilmek için çok kolay çözümler olduğunu söylesek, ne dersiniz?
Siyah noktalar, birçok kişiyi rahatsız eden bir sorun... 19. yüzyılda bile doktorlar, siyah noktalardan arınma-nın yollarını aramışlar. O zamanların ünlü doktorlarından Anna Kongsfor, siyah noktalardan kurtulmanın tek çaresi olarak, olabildiğince sıcak suyla yıkadıktan sonra, küçük bir sünger kullanarak yüze on dakika boyunca ılık süt sürmenin faydalarından bahsediyor. Yüze sürülecek bu sütü yumuşatmak içinse, süt soğukken içine iki çorba kaşığı ıhlamuru ya da papatyayı katarak, birkaç saat bekledikten sonra kullanıl-masını tavsiye ediyor. Bu öneri haricinde, evinizde rahatlıkla hazırlayabileceğiniz kolay maskelerle, siyah noktalarınızdan kurtulabilirsiniz.
Bırakın güneş, yüzünüzde pırıl pırıl parlasın.
|
| YULAF UNU MASKESİ Bir çorba kaşığı yulaf unu biraz suda pişirilir. Koyu bir bulamaç halini alınca içine bir tatlı kaşığı badem unu katılır ve yüz bu karışımla ovuşturulur. Gerekirse bu işlem bir süre her gün uygulanabilir.
LİMONLU-YUMURTALI MASKE Yarım limonun süzülmüş suyuna, bir yumurtanın akı katılıp kabartılır. Bu işlem için alüminyum kabın kullanılması tavsiye edilir. Karışım koyula-şıncaya kadar hafif ateşte ısıtılır. Sonra küçük bir kavanoza aktarılıp etiketlenir. Kullanılmak üzere buzdolabında saklanır. Buzdolabına konmayacaksa, karışımın içine eczanelerde bulabileceğiniz asilbent tentürden 3- 4 damla katılmalıdır.
|
| BAL MASKESİ Bal cildi besler, temizler ve nemlendirir. Ayrıca siyah noktalardan kurtulmaya da yardımcı olur. 2- 3 çorba kaşığı bal, yüzdeki siyah noktaların üzerine yayılır. Eğer cilt çok lekeliyse, bala biraz susamyağı katılmalıdır. Karışım, yüzde 15 dakika veya daha fazla tutulduktan sonra, yüz ılık suya batırılmış bir pamuk yardımıyla yumuşak hareketlerle temizlenir. Temizlendikten sonra gözenekleri sıkıştıran bir losyon sürülür. Bal, yulaf unuyla da karıştırılıp kullanılabilir.
BUĞU BANYOSU Buğu banyosunu yüzünüzün etrafına havlu ile kapatarak uygulayın. Buğu banyosu sonrasında, önceden haşlanmış bir lop yumurtanın sarısıyla siyah noktaları ovuşturun. Bu banyo, gözeneklerin açılmasını sağlayarak siyah noktalardan kurtulmayı kolaylaştıracaktır.
|
|
|
CILT BAKIMI (YASLARA GORE) Cildinizi hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında, doğru ve sürekli bir cilt bakımı uygulamıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmaz. Bu nedenle 20 yaşından itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabii bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüzün modern kadını, artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici davranmak zorunda. 20 Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir. 30 LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır. 40 LI YAŞLARDA CİLT BAKIMI 40 ını geçip de 35 inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım. NEMLENDİRİCİNİZİ YAŞINIZA GÖRE SEÇİN Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır: Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşmaya karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor. 20 - 30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır. 30 - 40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar. 40 - 50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır. 50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir. Sorunlar ve çözümleri Hava kirliliği, soğuk ve stres Hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. Belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. Yapılan pek çok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. Cildin yapı taşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor. Kuproz Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık, yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan yakınırlar: Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir. 1 - Işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının; temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur; UV korumalı kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın. 2 - Eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4 - 5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmakta faydalı olabilir. 3 - Makyajın, sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. Aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür. Kozmetik alerjisi Kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. Ama, normalde zararsız olduğu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiği bir madde (renklendirici, koku verici, koruyucu katkı maddeleri) içeriyor olabilirler. Dermatolojik olarak test edilmiş de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki "hipoalerjenik" ibaresi, alerji riskinin en aza indirildiğini gösterir. Herhangi bir ürüne körükörüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken değil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler. 1 - Kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun. 2 - Kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun. 3 - Kremlere direkt temastan kaçının. Elleriniz yerine minik bir spatula kullanın. 4 - Ürünlerin alerji riski çok yüksek bir bölge olan göz çevresine değmemesine özen gösterin. 5 - Deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. Durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin. 6 - Alerjik tepkiden "sorumlu" kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. Böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz. 7 - İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizin tepki vermesine neden olabilir. 8 - Cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir. Sivilce ve akne tedavisinde anahtar kelime: "temizlik" Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş, çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır. Tedavide genel kurallar: 1 - Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin. 2 - Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle direkt olarak temas etmiyor. 3 - Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir. 4 - Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır. 5 - Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur. 6 - Bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2 - 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin - A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi, mükemmel sonuç elde edilmekte. Tahrişe karşı önlem alın Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir. 1 - Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10 - 12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur. 2 - Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir. 3 - Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetikler. 4 - Tahrişe yol açma açısından, bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil. 5 - Dermatolojik ol
|
| Tüm Konular |